18 4 / 2014

ne demiş abimiz:

"biz eskiden uyuşturucuyu kulaktan alırdık."

breh breh!

https://www.youtube.com/watch?v=NeqIWE6qk3w

gün: cuma
saat: 08:35 
ofiste tek başına günü vol 3542..


bu şarkıyı en az onun kadar güzel söylüyor olmam, ölmeseydi de son bir kez birlikte söyleseydik düşüncemin önüne geçemiyor. çok sevdim onu. çok ama. aslında düşününce en çok onu sevdim. en çok ama. öyle çok ki. çok yeteri kadar çok değil ki hem. çoklar olmalı. çokçalar olmalı. anlamadın değil mi? paragraf başı yap şimdi!

güne hangi şarkıyla başlıyorsam onunla veda ediyorum. şimdi, elimdeki çay fincanını sevipte,sevdiceğine bir kez olsun doyasıya sarılamayanlara kaldırdım. ama sizler hep başka şeyler kaldırıyorsunuz. oh my goodness!


ses ver şimdi bak ne diyor: 1:40

-benden daha güçsüz değilsiniz ki.

benim güçsüzlüğüm ruhen değil sadece.. bedenen bir yorgunlukta mevcut. hiçbir kadın bir adamla baş edecek kadar gücü toplayamaz kendinde. bu yüzden bizleri diri diri toprağa gömerler. bu yüzden hani çokça da sevildiğimizden üçe beşe bölüp kimsenin ulaşamayacağı yerlere kaldırırlar. ya da öyle çok seviliriz ki öyle de inanırız ki güçsüzlüğümüz bir tek sevdiğimiz aama olur. ve en çok yine onların elinden alınır hayatlarımız!

ses ver şimdi bak ne diyor: 4:19 

-uzanan elimi tutun ne olur.

bu dünyanın en acı sözü olarak girmeli literatüre. kimse, birini el uzatırken yalvaracak kadar düşürmemeli oysa. şarkının her bitiminde başa sar, tekrar dinle, sar başa, tekrar,sar. tekrar ve yeniden sar.

ne diyor? ses ver bak 2:14

-benden daha yalnız değilsiniz ki..

17 4 / 2014

Hayat böyle işte oğlum.
Birini unutmak istemezken karşına bir başkası çıkar; bir bakarsın ki eskisini unutmuşsun… 

Sıra ? Sıra, şimdikinde..
Sonra ?
Sonrakinde… 
Böyle böyle ölürsün işte.
Çürüye çürüye.

12 4 / 2014

kirpikleri kaşına değen kimse çirkin değil. güzelliği bedende arayanlar, beden işçiliğine soyunanlara sövüyor en çok. ne dedim bir daha oku, lütfen!

saat 09:18 
gün: cumartesi

ofiste bir başıma günü.

hava parçalı bulutlu, yer yer sağanak yağmur. ellerim kurumuş, kendime zarar vermeyi bırakıp toparlanmalıyım.. sizi kızdıranları, hayatı dar edenleri affetmeyin. affetmek allaha mahsus demediler boşuna. iki elinizin yakasında olacağı insanların yüzüne kusun.

09 4 / 2014

Etimizi derimizden ayırmak istercesine acı çekmemize neden olanlar, çekse canımızın acısını.

Ha, deyince olmaz! Zamanla unutulmaz! Bazı yaralar izini bırakıp ..

Toparlayamadım, he de geç. Aç karnına sade kahve içmek metabolizmayı hızlandırır, tok tutar. Her şeyi de benden öğrenmeyin. Acıyı canınızla bilemeyin. Kimseyi canınız pahasına, sizi hayata küstürecek kadar sevmeyin. Tek güzelliği; gözleri olan kadınları gözünden etmeyin.

Beni üzmeyin.

09 4 / 2014

Birinin boynuna sarılıp;

" Ama yine de sevmiştir değil mi" deyip ..

Boğazımdaki düğümü sikeyim.

09 4 / 2014

Havuç kemirmek: dünyanın en iyi antidepresanıdır.

Mide bulantısını geçtim; bir şey yiyememek, bünyeyi sarsıyor bir yerde. Vitamin almalıyım, onu unutmalıyım, hayata tutunmalıyım. Biliyorum, evet!

Bir tek ben üzülmüyor, bir tek ben aldatılmıyor ve lanet olsun ki her yazdığım  satırda gözümden bir tek benim yaş gelmiyor.

Bileklerimi kessem. Kendimi üçe beşe bölsem. Evlere servis edilsem.

Kustum lan! Midem ağzıma gelecek sandım. Bir başka kadınla da başka kadınlarla da.. Neden hayata tutunmak için ilaçlara boğulan ben oluyorum?

Biri silsin gözümden akan yaşı.
Ne olur. 

09 4 / 2014

Ağladım baya. Uzun zamandır ağlamayınca, her şey yolunda sanınca tuhaf geliyor.

Bindiğim asansör 13 kişilik ve 1000 kiloya kadar taşıyabiliyor. Ama bu benim sorunum değil. Sizin de. Hatta bu bir sorun değil. Bu sadece 13 kişilik asansöre 14 ve üzeri kişi bindiğinde sorun teşkil eder. Değil mi?

Hadi ama.

Yalnız yaşıyor olsaydım geceleri iç çamaşırına ihtiyaç duymazdım. Çırılçıplak koşmak istiyorum ben. Avazım çıktığı kadar ” ananızın amına kadar yolunuz var” diye boğazım parçalanana, kan kusana kadar bağırasım var. Oysa dün akşam kustum daha. 

Kadının kaderi neden aldatılmak? Niye abi! Niye niye niye! Niye adil değil olanlar. Bak! Yine ağlıyorum. Annemin kaderini yaşıyorum ben. O da geceleri ağlar.

Bak! Kızardı yine gözlerim, döndü kan çanağına!
Bahaneler. Bahaneler. Gözünü sevdiğim bahaneler. Kendimi 24. kattan aşağı bıraksam parçamı bulup toplarlar diye oturuyorum yerimde. 

Cesedimi bile bulamasalar keşke:

Ne olur, kimse hayata küstürmesin beni.

05 4 / 2014

Evet efenim. Bilen bilir. Onca emek onca çuvalla döktüğümüz paranın geri dönüşü bir orta parmak efendime söyliyim bir üçün biri. Aldığım maaş 1.500 TL. Ulan utanıyorum da yani! Niye utanmayacakmışım ki? Abi, çay dağıtan abla alıyor o kadar ya! Zoruma gidiyor yemin ederim. Niye okuyoruz? Niye götümüzü yırtıyoruz arkadaş! Vallahi kafayı yiyecem.

Burdan genç beyinlere sesleniyorum. Yoksa sırtını dayayacağın baban-dayın girme bulaşma bu işlere. Kpss’de zorla bişeyleri. 

Şuanda çalıştığım yerde 1 patron 1’de ben. Plaza, 30 katlı. Biz 24. kattayız. Yalanım varsa siksinler, camı hep açık bırakıyorum. Hani olur da adam üstüme saldırır, ırzıma geçmek ister falan diye. Zira adam,dul. İlk görüşme de ” evlilik falan yoktur umarım, sonra ayrılıyor arkadaşlar biz zor durumda kalıyoruz bikbik” .Bakışları falan görseniz ne demek istediğimi anlarsınız. Sürekli konuşma isteği, şakalar, bahaneyle bişeyler sorma hali. Siz diyeceksiniz abartma Sevgi ama yok arkadaş. Gelen giden oluyor adamlar Nuri Alço gibi süzüyor beni.  Çok samimiyim. İlanlara bakıyorum, çağırıyorlar gidiyorum verdikleri maaş 1,200 TL. Hep ters yerler. Aldığın maaşın bi kısmı gidecek yol parasına. N’apacaksın hadi sen söyle!

Şeytan bazen dürtüyor, at ulan aşağı diyor kendini. Paramparça ol, geber. Onca emek amk! Onca götünü yırtış topu topu 1.500TL için. Evdekiler bilse, erkek arkadaşım bilse adamla tek çalıştığımı! Zor vallahi. Hayır, bir kaç gün kaldım evde. Evdekiler ” eee kim ödeyecek kredini şimdi” diye başladılar 2 günde başımın etini yemeye. Sonra da gel iş beğenme ya da ev de vur kafayı yat aşağı. Aile de bir yere kadar. Onlara mı sordum kredi çekerken, hı?

Sevimsiz durumlar. Keşke hiç okumasaydım da gidip bi tekstil firmasında temizleme elemanı olarak çalışsaydım. Sikeyim adaletini. 

Al işte.

Göt!

24 3 / 2014

24 3 / 2014

12 3 / 2014

60’lık dedelerin 15’lik tazeleri sikerken çıtı çıkmayan guruh, 14’lük çocuğun elindeki sapanla orada ne arıyorduuuuuuuuuuuuuuuuuuğğğğğğğğğ naraları hiç samimi değil..

Ha! O çocuk orada elindeki sapanla bir baş yarardı belki ama onun değil başını : ailesinin içini yardılar.

Başbakan’ın oğlu ile arasında geçen konuşmalarda bahsi geçen paralar için ” belki yetimin hakkını saklıyordu” deyip savunanlar, Berkin orada belki de kuş avlayacaktı. Yersen!


Bir de. ” Zaten aleviymiş ağğğbiiiiiiiiiiii” kelamları edenlere bütün aleviler el birliğiyle kan bağışında bulunsak da kanımızı dilediklerince emseler artık.


Bir çocuğun ölümüne sevinecek, utanmasa zil takıp göbek atacak, ohhhhhhhhhhhhhhhhhh içimin yağları eridi diyenlere orta parmağın girsin amın evlatları!

12 3 / 2014

hadikalkipgidelim:

O kadar paranın orada ne işi vardı diye soramayanlar 14 yaşındaki çocuğun neden gezi parkında olduğunu sorguluyor.

Kız bağrıyo “baba yaa, o sık bakalımdan sonra ne diyoduk kask mı diyoduk” baba kızına sarılıyor. Benim gözler yaşlı. Duygudan değil gazdan. Gaz olmasaydı da gözyaşı gerektiren…

07 3 / 2014

Bizim oraların insanı içlidir. İçli sever. İçi dışına çıkar severken.  Annem  ” ölürüm sana, kurban olurum ben sana” dyerek gösterdi sevgisini. Birini seviyor olmak için ya  ölmeli ya da kurban olunmalıydı sanki.

Hani diyorum ki ben ve benim gibi büyütülenler sevdiği için ölüp, acısına kurban oluyor.

Sağım solum dar ağacı.

24 2 / 2014

24 2 / 2014

Dudak etimi yiyor ( kemiriyor ) olmam, iç acılarımın göstergesi aslında.